
Festival
ADA
FETHİYE BELEDİYESİ KENT TİYATROSU
Athol Fugard'ın Ada oyunu, yüzeyde yalnızca iki mahkumun birkaç gününü anlatıyor gibi görünür. Ancak yapısal olarak oyun, dört sahnede evrensel bir insani serüveni; ezilmişlikten bilince, bilinçten direnişe, direnişten arınmaya uzanan bir yolculuğu takip eder. Bu yapı, klasik dramatik kurgu mantığına değil, ritüel döngüsüne dayanır. Başlangıçta "ceza" olarak verilen eylem, oyun ilerledikçe metafizik bir anlam kazanır.
Nelson Mandela'nın da bir zamanlar tutsak olarak kaldığı Robben Adası, seyirci için bu tanıklık düzeneğine dönüşür. Tutsaklığın, özgürlüğün, dostluğun ve kurmacayla inşa edilen bir mücadelenin ritüelistik patikasıdır Ada.
Bir zamanlar Robben Adası'nda iki adamın taşıdığı kum, bugün hepimizin omzunda; görünmez biçimde, sessizce. Tiyatronun burada üstlendiği işlev, anımsatmak değil, canlandırmaktır. Fugard'ın politik gerçeği artık tarih değil, sahneye taşınmış bir bugündür.
"Ada", bugün hala süren her türlü yapısal baskının ve sistematik sessizliğin metaforudur. Sahnede taşıdığımız kum, artık yalnızca Ada'daki mahkumların değil, modern toplumun bürokratik yüklerini, dijital yalnızlığını ve gözetlenen bireyini temsil eder. Oyuncuların bedenleri, geçmişin değil, bugünün politik bedenleridir. Onların teri, seyircinin kendi "taşıdığı yükün" aynasıdır.
İnsan, bir başka insanı taşıyabildiği ölçüde insandır.
Nelson Mandela'nın da bir zamanlar tutsak olarak kaldığı Robben Adası, seyirci için bu tanıklık düzeneğine dönüşür. Tutsaklığın, özgürlüğün, dostluğun ve kurmacayla inşa edilen bir mücadelenin ritüelistik patikasıdır Ada.
Bir zamanlar Robben Adası'nda iki adamın taşıdığı kum, bugün hepimizin omzunda; görünmez biçimde, sessizce. Tiyatronun burada üstlendiği işlev, anımsatmak değil, canlandırmaktır. Fugard'ın politik gerçeği artık tarih değil, sahneye taşınmış bir bugündür.
"Ada", bugün hala süren her türlü yapısal baskının ve sistematik sessizliğin metaforudur. Sahnede taşıdığımız kum, artık yalnızca Ada'daki mahkumların değil, modern toplumun bürokratik yüklerini, dijital yalnızlığını ve gözetlenen bireyini temsil eder. Oyuncuların bedenleri, geçmişin değil, bugünün politik bedenleridir. Onların teri, seyircinin kendi "taşıdığı yükün" aynasıdır.
İnsan, bir başka insanı taşıyabildiği ölçüde insandır.
- Yazar: ATHOL FUGARD
- Yönetmen: BEKİR AŞÇI
- Süre: 70 dakika
- Künye:
BERKAN KARASU (OYUNCU)
OSMAN BATUR KESER (OYUNCU)
BEKİR AŞÇI (DRAMATURG&YÖNETMEN)
CEM DENİZ TATO (YÖNÇ YRD.)
ORHAN SÜERDEM (YÖN. YRD.)
SULTAN ÜNAL (MAKYAJ)
METEHAN OLGUN (SES&IŞIK)
OLGU ERDEM (SAHNE AMİRİ)
ELVİN EROL (KOSTÜM)
ONUR FIRAT FEN (DEKOR) - Katılımcılar:
OYUNCULAR: BERKAN KARASU, OSMAN BATUR KESER
YÖNETMEN: BEKİR AŞÇI
SES VE IŞIK: METEHAN OLGUN
MAKYAJ: SULTAN ÜNAL
TEKNİK: CEM DENİZ TATO, ORHAN SÜERDEM
